Tutkunun Yaşamımızdaki Önemi Nedir

3 ay önce eklendi

“Dünyada hiçbir şey tutku olmadan gerçekleştirilemedi.” '

- Georg Hegel, Alman filozof

Başarının şansla alakalı bir mevzuu olduğuna inanlardan mısınız? Nadir durumlarda çok az insan tutku olmadan başarıya ulaşır. Zengin iş sahibi insanlar bu birikim seviyesine bir gecede ulaşmadılar. Muhtemelen yıllarca çalışarak, gecesini gündüzüne katarak ve fedakarlık yaparak ulaştılar. Gördüğünüz şeyler sonuç olarak kolay elde edilebilir gözükse de bunların bir sürecin sonucu olduğunu göz ardı etmeyin. Büyük başarılar tutku sayesinde elde edilir ve tek başına tutku da yeterli değildir. Tutkunun stratejiyi beslediği bir bileşen olmadan kavramlar anlamlarından uzaklaşıp içi boş iki kelime olarak kalırlar.

Tutkunun yardımcı olduğu tek nokta başarıyla sınırlı değildir. Etkili bir tutkuya sahip olmak mutluluğu artırır. Mutluluğu arttıran tutku da tutku seviyesine sahip olmak değil “ahenkli tutku” yu bilmek ve sahip olmaktan geçer.

“İş, bağlılık ve zevk bir bütün olduğunda ve tutkunun yaşadığı derinlere ulaştığınızda hiçbir şey imkansız değildir.” - Nancy Coey

Bazı açılardan tutkuyu ele aldığımızda yetenek gibi olduğunu söylemek yanlış olmaz. Ama herkesin tutkuyu kucaklamak için cesareti veya fırsatı yoktur. Bazen sadece hayata devam edebilmek gerekeni yapıp tutkunun getirdiği tatminliği göz ardı edebiliyoruz ve tutku yerine pratikliği ve güvenli alandan çıkmamayı tercih edebiliriz.


Katlanamadığımız bir işte çalışmaya devam ediyoruz ve zevk aldığımız bir şeyi yapmak için çok fazla enerji(muhtemelen para) harcayacaktık.. Sırdan bir ilişki içerisindeyiz; belki arkadaş olduk ama artık iki tutkulu aşık değiliz. Kendimizi bunun normal olduğuna ikna edemiyoruz.

Burada sabit bir gelire sahip olduğunuz , hayatınızı idame ettirdiğiniz işinizden tutku yoksunluğu yüzünden ayrılın demek istemiyorum. İlişkinizde tutkuyu tükettiğiniz ya da tutkunuzun olmadığı noktada tutkunuzu canlandırmak için hamlelerde bulunmak istersiniz fakat bir kere tutkunun canlanmayacağına ikna olduğunuz için harekete geçmezsiniz. İşinizde tutkunuz olmadığı noktada sizi bundan alıkoyan şey nedir? İlişkinizde tutkunuzu canlandıramayacağınıza ikna olduğunuz için mi iş hayatınızdaki tutkunuz için bir şey yapmıyorsunuz?

Elinde daha az imkanı olanlar elinde daha fazla imkanı bulunlardan daha mutlular? Neden çünkü o imkana, amaca, paraya, güce ulaşmak için motivasyonları var ve motivasyon hayata anlam katar. İnsan yapısı şikayetle hayatını sürdürmek için değil, zorlukları aşmak için tasarlanmış.

İşte birkaç dakikalık 2 dakikalık “tutkunuzu ortaya çıkarın” etkinlikleri:

1. Hayallerinizi gerçekleştirebileceğiniz fakat hayatınızın kontrolünü ele alamayacağınız bir miktarda piyongo kazandığınızı düşünün. Eğlenmek için ne yapardın? Nereye giderdin? İş için nasıl bir adım atardın? Kiminle olurdun? Neden şu an bunları yapmıyorsun? Konfor alanından çıkmaktan çekinme mi? Yargılanacağını hissettiğinin baskısı mı? Korku mu? En kötüsünü düşündüğümüz zaman hayallerimizi ve tutkularımızı bir adım geriye atım denemekten kendimizi alıkoyuyoruz. Ama iyisi de var ve bu iyi için bir motivasyonun, hayalin ve vizyonun da var.

2. Bir an durun; nefes alın ve hayal edin. Gerçekten ne istiyorsunuz? Ve denediğinizde ne kaybedeceksiniz? Eylemde bulunmadan düşünce sanrılarıyla sadece boğulursunuz fakat eyleme geçtiğiniz noktada istediğiniz şeyi elde edemeseniz bile muhakkak eyleme geçmiş olmanın tatmini ve bu eylemden almış olduğunuz öğretiyle istediğiniz yolda çok güzel bir adım atmış olacaksınız. İnsanlar olarak düşünmek bize çok güzel bir armağanken bunun handikaplarını da inkar etmemeliyiz. Çoğumuz beklenmedik sonuçlarla karşılaştığımızda bir pişmanlık ve hayal kırıklığına uğrarız ama 30 yıl sonra bu hayal kırıklıklarının bize kattığı muazzam bir yaşantı sürüyor olabiliriz.


Genellikle kendimize güvenli alanlar yaratırız. Örneğin; daha önce terk edildiysek yeni başlayacağımız bir ilişkide bu tecrübenin kaygısını yaşadığımızda hemen terk edildiğimiz dönem hissettiğimiz acımıza dönüyoruz ve bu acıdan besleniyoruz. Böylelikle şu an hissettiğimiz acıya karşı sahte bir rahatlama hissediyor ve bu acıdan kaçıyoruz. Halbuki her insan ve iletişimi biriciktir. Sadece siyah ve beyaz yoktur, sadece başlangıç ve bitiş yoktur. Hatta öyle ki sizin için sadece beyaz rengin var olduğunu ele alalım, beyaz rengi beyaz renk yapan şey tüm renklerim iç içe karışımıdır.

Tutku bizim doğuştan gelen bir içgüdümüzdür ve bu iç güdü beraberinde tüm canlıların varoluş sürecinden beri taşıdığı tüm duyguları bize hatırlatır. Kendi özümüze ait olan sevgi ışığı ile birlikte karanlık bulduğumuz her şeyi aydınlatarak tüm tutkularımızı ve getirilerini doya doya yaşayabiliriz. Yeter ki isteyelim, Her yaşadığımız duyguda çok güzel öğretiler elde ederiz ve bu öğretiler ile birlikte tutkularımızı daha da korkmadan ve doya doya yaşayabiliriz. Eğer bir tutkun var ve planın yoksa bundan çekinme. İçgüdülerine güven ve korkma, doğru ya da yanlışı yaratan bizleriz, tutkularınla birlikte istediğin dünyanı yaşabilirsin, planlama yapmayı da deneyimledikçe öğrenirsin. Önemli olan şey gerçek isteklerin, sabrın ve hedefin. Eyleme geçmemek için hiçbir sebebin yok.


YORUMLAR