Hayatınızın Kontrolünü Elinize Alın Olumlu Düşünün ve Korkularınızın Üstesinden Gelin

4 ay önce eklendi

Yaşam içerisinde hepimiz korku duygusunu tadıyoruz. Öyle ki hepimiz yaşadığımız anların genelinde korku dolu saldırgan ve savunmacı eylemlerde bulunuyoruz. Kabul etmek gerekir ki bazı korkular iyi ve sağlıklıdır. Evet elimizi yanan ateşe sokmamak akıllıca bir eylemdir çünkü elimizin yanması, canımızın ne boyutta acıyacağı, estetik kaygılarımızın uyandırdığı merak silsilesi bizde korkuyu uyandırır ve böyle bir eylemi gerçekleştirmekten vazgeçeriz. Fakat denge hayatımızın merkezinde önemli bir noktadır. Yani korkularımızı dengelemeyi ve sağlıklı bir nokta da tutmayı öğrenemezsek tutsak bir yaşam süreriz. Tedbirli ve dikkatli bir biçimde de olsa akşam yemeğinde yangın çıkacak korkusuyla mum yakmamak eylemi bu tutsak zihin, ruh ve yaşamı temsilen basit örneklerden birisidir sadece. Ateş konusu hakkında verilen iki örnek arasında ki fark ise korkunun bizim nasıl yaşadığımızı belirleyen önemli bir etken olduğunu gözler önüne serer.

Güven konusunda kurşun geçirmez bir noktada olan bir birey ile korku noktasında aşırı tepki verenler arasında ki ayrım nedir? Korkunun arkasındaki düşünceler ve onlara bağladığımı anlam.

Örneğin, işlerinden nefret eden, ancak değişim göstermeyen bir bireyi ele alalım. Temel korkuları şunlar olabilir: çok yaşlı olmak, başka bir şey yapacak kadar iyi olamamak, başka birini hayal kırıklığına uğratmak, bilinmeyenler için güvenlik yanılsamasını bırakmak. Bu korkuların altında, kaygı-durum, özgüven, özsaygı, özşefkat gibi temel noktalarda ki problemlerin yanı sıra hala daha çok fazla korku ve yalan vardır. Bu durumda olanlarımız ‘’ 50 yaşında bir arkadaşım işini değiştirdi ve aylarca koşuşturdu. Kimse onun başarabileceğine inanmadı hatta neredeyse evliliğini kaybediyordu çünkü eşi ona çok öfkeliydi’’ gibi düşüncelerini stresle birlikte dış dünyaya yansıtır.

Bu durumun tam aksine kendinden emin, kendine saygısı, sevgisi ve şefkati ön planda olan bireylerde de değişim hakkında endişe duyguları yüksektedir. Düşünceleri daha çok ‘’ Tamam 50 yaşında olabilirim ancak en az 15 yıl daha çalışmam gerek hatta eğer gerekirse 80 yaşına kadar çalışmaya devam edebilirim ‘’

Diğer insanların ne düşündüklerini umursamıyorlar ya da başkalarının ne söyleyeceklerini düşünmüyorlar. Temel noktalarına müdahale edildiğinde bir sarsıntı yaşamaktan çekiniyorlar. Fakat denge kurma konusunda daha rahattırlar diyebiliriz. Çünkü yaşadıkları hayatta öncelikleri kendi istek, düşünce ve süreçleridir. Bu durumu bencil bir yaşam sürmekten ayıran nokta ise şudur; Arkadaşlarının onları anlayabileceğini çünkü benzer algılarda kişilerden oluşan bir çevreye sahip olduğunu, kendini ifade ediş biçiminin başarılı ve anlaşılır olduğunu, fikir almak ve paylaşabilmek adına eşlerine ve çevrelerine saygı duyduğunu belirtir bir üslup ve bakış açısına sahiptirler.

Birisi sadece yaşar diğeri ise yaşadığı süreç boyunca kendisi ve sevdiği her şeyle birlikte bir hayat yaratır. Bir kişi 15 yıl daha hayatta kalır ve diğeri sevdikleri bir hayat yaratır.

Korkunun özü 

Bize hizmet etmeyen, ancak yaşamımızda kontrol sahibi olan korkuların merkezinde, ‘yaşam’ olumsuz bir düşünce modelidir. Bu olumsuzluk muhtemelen bilinçli bile değildir, bu da yönetmeyi ve bu süreçleri geçmeyi zorlaştırır.

Olumlu düşünmek biraz bağlılık ve pratik gerektirir, ancak daha iyi olmak için bilinçli bir çaba göstermeye istekliyseniz mantıksız korkuları tersine çevirebilirsiniz. Eksikliklerinize odaklandığınızdan daha fazla güçlü ve tam olan yönlerinize odaklanma pratiğini edindiğinizde özgüven kazanırsınız. En kötüsü beklemekten daha fazla en iyisini beklemeye odaklanırsanız motivasyonunuzu geri kazanırsınız ve hayatınızı dikte etmesine izin vermek yerine korku karşısında hareket etmeyi seçtiğinizde, cesaret kazanırsınız. Bütün bunlar daha büyük bir barış ve mutluluk hayatına yol açar.

Aşağıdaki ipuçları mutlaka kolay değildir, ancak daha olumlu düşünme kalıpları geliştirmek için kullanabileceğiniz basit, pratik önerilerdir. Düşünme şeklinizi değiştirdiğinizde, korku zamanlarında kontrolü ele geçirebilir ve hedeflerinize ulaşmada daha üretken ve başarılı olabilirsiniz.


Önce kendine dikkat et. 

Hayatınızın kontrolünü ele geçirmek sağlam bir temel gerektirir. Nedir bu temeller? Sağlıklı besin, sağlıklı uyku, güvende ve rahat hissettiğiniz bir çere ve yaşam alanı. Temel ihtiyaçlarımızın karşılandığından emin olmalıyız. Yeterli seviyede egzersiz yapmalı, sağlıklı sosyal etkileşime sahip olduğumuzdan emin olmalıyız ve yeterince uyumalıyız.  

Korkuların arkasında görmekten ya da fark edip kabullenmekten de korktuğunuz korkulara bakın; bize kendimiz hakkında “yüzey katmanı” düşüncelerimizden daha fazlasını anlatırlar. Bu içgörüyü kazanabilmemiz için, kendi düşünce hızımızı ve bu düşüncelerin eyleme dökülüş sürecini yavaşlatmamız ve görünen yüzeyin veya bilinçli düşüncelerin altına, derinlere inmenin bir yolunu bulmamız gerekir. Bunu nasıl yapacağınızdan emin değilseniz, birkaç önerimiz var.


Gerçekten korktuğun şeyi belirle.

Güvenilir bir arkadaşınız, psikiyatrınızla ya da yaşam koçunuzla konuşun. Sorgulamaktan, araştırmaktan ve keşfetmek korkmayın. “Nedeninizi” ortaya çıkarmaya çalışın. Neden iş değiştirmekten korkuyoruz? Neden çok yaşlı olduğumuza ya da geç olduğuna inanıyoruz? Bu neden önemli? Gibi araştırmalardan çekinmemeliyiz. Bunu 3-5 kez yapabiliyorsak, daha derinlemesine, çekirdek seviyesinde bir korkuyu ortaya çıkarabiliriz demektir.

Sessiz farkındalık veya meditasyon yapmayı deneyin. Bazen sessizce oturmaya çalıştığımızda, düşünceler hızlı ve öfkeli biçimde yarışır. Bu düşüncelere dikkat etmeliyiz. Kalbimizde ki arzuların gerçekten ne olduğunu düşünmeli ve ona zaten sahip olduğumuzu varsaymalıyız. BU DÜŞÜNCÜLERE DİKKAT EDELİM, bunlar temel korkularımız için ipuçlarıdır. Bunları fark etmek ilk aşamadır, ardından kabullenmemiz gerekir. Ancak kabullendikçe bunları istediğimiz yöne evirebiliriz.

Bir kalem ve kağıt alın ve yazmaya başlayın. Düşüncelerinizi sansürlemeyin; kimse bunu okuyamayacak. Sadece ne istediğinizi ve onu almanızı engelleyen şey hakkında yazmaya başlayın. Meditasyona benzer şekilde, altta yatan tıkanıklıkların kendilerini göstermesi muhtemeldir. Ne olursa olsun, akla gelen her şeyi yazın ve bunu yaparken kendinizi görmekten çekinmeyin. Kendinizi tanımaktan korkmayın. Yaklaşık 15-20 dakika sonra geri dönün ve okuyun. Muhtemelen kağıt üzerinde yeni bir farkındalık var.

Otomatik Olumsuz Düşüncelerinizi (ANT'ler) ezin

Ünlü yazar ve akıl sağlığı uzmanı Dr. Daniel Amen, ANT'leri sizi aşağı çeken bilinçsiz düşünceler olarak tanımlıyor.

Kendimize sormalıyız: Bu gerçekten doğru mu? Belki geçmişte doğruydu, ama bugün hala doğru mu? Buna meydan okuyan birini tanıyor musun? Eğer denersek ve işler tam olarak planlandığı gibi gitmezse, gerçekten ne kaybederiz? Hedeflerimize bir şans verdiğimiz için felaket hayatımıza gerçekten girdi mi?

Herkesin korkusu vardır, ancak başarılı insanlar korkuyu hisseder ve yine de yapar. Bu başlıkta harika bir kitap olan Feed the Fear ve Yine de Bunu Yap, Susan Jeffers, sakatlayan korkuların üstesinden gelmek için mükemmel fikirler sunuyor.

Unutmayın, olumsuz düşünceler sadece onlara verdiğimiz güce sahiptir. Onları tanıdığımızda onlara güvenmeyi değil, onlara ‘’ yaptım, gördüm, öğrendim, keşfettim, bu bana kendimi … şekilde hissettirdi, şimdi ben tekrar böyle hissetmek ya da süreci gerçekten böyle ilerletmek istiyor muyum?’’ diye sormalı ve bunlara verdiğim öz cevaplarla ilerlemeliyiz. Kendimizi affederek, kendimizi severek, kendimize gösterdiğim şefkatle birlikte eski çağrışımlardan ayrılmaya ve onları güçlendirici bir şeyle değiştirmeye çalışmalıyız. Güçlerini dağıtmanın bir yolu onları güldürmektir . Çocukça bir parçanızın bile, düşünme alışkanlıklarınız için saçma olduğu gerçeğinin farkında oluşuna gülün. Kafanızdaki hikayeye devam etmemek için başka bir şeye geçin.

Korkuyu şükran duygusuyla önleyin.

Yapamadığımız şeylere ve başarısızlıklarımıza odaklanmak yerine aslında ne kadar farkındalığı yüksek, paylaşmayı ve yardım etmeyi seven, desteklenen kadar destekleyen, aktarılan kadar aktar, büyütülen kadar büyüten olduğumuzu fark ettiğimizde ve odağımızı bu öz sevgi ve saygı noktasına çektiğimizde korku ve stres azalır. Tatminsiz ve doyumsuz noktalar daha yeterlilik noktasına ulaşır. Minnettarlıktan gelen olumlu duygular korkunun yarattığı olumsuzluğu aydınlatacaktır.

Yeni bir hikaye oluşturun.

Kendimize analiz felci yaratmak yerine farklı sonuçları göz önünde bulundurmak daha sağlıklı bir seçim olacaktır. Bazen korku alışkanlığımız aktifleşir ve her türlü olası olayı hayal kırıklıklarını analiz ederek ruhumuza ve bedenimize terör uygulamaya başlar. “En kötü ihtimaller ve senaryolar” hakkında düşünce sanrıları yaşamak, bazı insanların dalma konusundaki cesareti toparlamasına yardımcı olabilir, ancak bu stratejide iki kusur mevcuttur. Her şeyden önce, genellikle eylem esnasında bütün sistemimizi sakat eder ve nadiren etkilerinde hafifleşme ve iyileşme gözlemlenir. İkincisi, olumsuzluğa dayanır ve olumsuz düşünceler daha olumsuz düşüncelere yol açar. En iyi senaryo hakkında düşünmeyi denemeliyiz. Nihai de geçmeyebilir, ancak olumlu düşünceler daha olumlu düşüncelere yol açar ve yine de aksi takdirde gittiğinizden daha ileri gideriz. Başarılı olmanın ne demek olduğunu düşünmeli ve oraya ulaşmak için kime ihtiyacımız olduğunu keşfetmeliyiz. Bunun gerçekleşmesi için ne yapmamız gerekiyor? Ne tür desteklerimiz mevcut?

Harekete geç! 

Rahatsız olmak konusunda rahat olalım. Alışılmış acı ve korkuların oluşturduğu konfor bölgemizden büyük bir şey gelmeyecek. Kitap okumak, video izlemek, yazı yazmak, resim çizmek kendimizi ve ne yapacağımızı öğrenmek için harika yollardır, ancak harekete geçmezsek kesinlikle HİÇBİR ŞEY yapmış olmayız ve tüm bu sancıları çekmeye devam ederiz. Düşüncelerimizi ve davranışlarımızı değiştirmek bir süreçtir ve mucizeler bir gecede gerçekleşmez. Ancak, şimdi başlar ve kendimizi her gün biraz zorlarsak, bir ay içinde bir fark görürüz ve gördüğümüz değişime 6 ay içinde şaşıracağımıza eminim. Bundan bir yıl sonra, yepyeni bir hayatımız olabilir !! Kendimize sadece yeni bir ‘ ben’ lazım 

 

YORUMLAR